3 Ağustos 2017 Perşembe

Son Çare: Feminizm

Kadını anlamaya çalışmak beyhude debelenmektir ama buna rağmen bilinen en büyük erkek sporudur. Kadını anlayamıyor olmamızın hiçbir aşamasında, kadınları suçlamaya hakkımız yok. Bize göre daha karmaşık bir cinsle karşı karşıyayız ancak kozmik yasaların dayatmaları yüzünden karşı karşıya değil de el ele olmak zorundayız. Bunları samimiyetle kabul ediyor ve kadın düşmanı olmadığımı da belirtmem gerekiyor. Bir kadınla çeyrek asır geçirmedim ama geçirmek isterdim.


Öte yandan Feministlere karşı çok hoşgörülü olduğum da söylenemez. Cinsler arası çatışmayı doğuran iklimin, Feminist bakış açısından kaynaklandığını düşünüyorum. Sanırım bir bütün halinde insan olabiliyoruz ve o bütünün tamamlayıcı parçalarından birisinin öznel bakış açısının kurumsallaştırılması hiç de sağlıklı değil. Daha da ileri gideyim, kurum kültürünün çağdaş bir sapkınlığa dönüştüğünü savlayabiliriz. Feministim diyen kadın sosyal bir dirençle karşılanmazken, Maskulistim diyen bir erkek maçolukla öküzlük arasında bir konuma yerleştirilebiliyor. Hatta toplumun belli katmanlarınca Feminizm yalakalığı öyle bir kabulle sarmalanıyor ki son dönemde Feminist erkeklerle sıkça karşılaşmaya başladık. Gerçi, şahsen onların içten içe pragmatik yavşaklar olduklarını ve kadına yanaşmak için gerekirse penguen bile olabileceklerini fark ediyorum ama yine de midemin bulanmasını engelleyemiyorum.


Bir şeyler değişmiş. Feminist teori, modern kadının elinde erkeği baskılamak için kullanılan hunhar bir saldırı aracına dönüşüvermiş. Ben, bir iki üniversite bitirip, üç de master yapmış olan hiçbir Feminist'in erkek kökenli şiddet yüzünden mağdur olduğunu görmedim. Ama en yüksek sesle daima o konuşuyor. Konuşmasının bir zararı yok da, bunu erkeğe karşı bir yaptırım yöntemi olarak kullanıyor. ''Feminizm erkek düşmanlığı değildir, sadece kadın haklarını savunur.'' diyen ama her fırsatta erkeğe düşmanlık eden tiplemenin eline malzeme verdiğimin farkındayım. Konuşmalarında küfür, hakaret yok gibi gözüküyor. Ancak kadın mevziinde hiçbir şeyin aleni söylenmediğini, silahların da iltifatların da imaların arkasına gizlendiğini biliyoruz.


Çözüm üretmemiz tonla mesele varken, Cihangir'de neonlu bir barın kuytusunda oturup az buzlu Mojito içerken, gürültüde kaybolmasını istemediği sesini duyurabilmek için ciyak ciyak bağıran ve bu esnada ahkâm keserek kadın cinayetlerinden ve tacizlerden dem vuran Feminist, erkekleri cani ilan ediyor ve çözüm üretmiş oluyor öyle mi?


Tarihte çok hikâye vardır. Mesela Kerem, Aslı için 32 dişini narkoz olmadan çektiriyor. Ferhat, Şirin ile vuslat edebilmek için Amasya dağlarını seneler sonrasında deliyor. Amerikalı delikanlı, sevdiği ''Jane'' için çakıl taşlarından ''I love You!'' yazıyor. Mağaradaki genç adam kadınına yemek götürebilmek için sivri sopasıyla koca bizonun üstüne atlıyor. Evet, türümüzün cinsleri arasında gerçekten bir ayrımcılık var. Toplumsal eşitsizlik öyle bir düzeye gelmiştir ki; geri zekâlı Bill Gates'in ürettiği yazım programı Word'de Feminist yazarsan altını kırmızı ile çizmiyor. Öte yandan Maskulist yazarsan hem altını kırmızı ile çiziyor hem de üstüne gelip sağ tıklarsan ''Yazım önerisi yok'' diyebiliyor. Daha birçok örnek verilebilir ama yeterli buluyorum. Bu ayrım bütün örneklerde erkeğin aleyhine gibi görünüyor. Hal böyleyken bir tane Maskulist çıkıp da erkeklere yapılan bu ayrımı vurgulamak için göğsünü açarak Taksim meydanında çığırtkanlık yapmıyor. Benim anladığım kadarıyla tüm sorun memelerimizin olmamasından kaynaklanıyor.


Bana göre Feminizm, diğer ölümlere gözünü kapayan ve namus cinayetleri ve bilumum örnek üzerinden erkeği suçlayarak çözüm üretebileceğini zanneden saf yaşam formuna verilen isimdir. Nasıl ki Maskulist, tam tekâmül etmiş bir salaklığı sembolize ediyorsa, Feminist de aynı salaklığın 200 yıldır değişmeyen hikâyesini sembolize ediyor. Kadınlar kusura bakabilir vallahi, umurumda değil.


Dekolteye değinmeden geçilir mi? Elbette hayır!

İkindi namazından çıkan ve baston desteği ile evine doğru ağır ağır yürüyen bir amcayı kafanızda canlandırın. Amcanın üzerinde en üst düğmesi bile iliklenmiş ekose gömlek ve yelek var. Ancak altında tayt. Neymiş, böyle kendini daha rahat hissediyormuş, çöküp kalkarken zorlanmıyormuş. Allah aşkına hangimiz amcayı makul karşılar? Gözlerimizi amcadan kaçıncı dakikada alabilirdik? Donatello'nun elinden çıkmış bir heykel gibi olsun veya olmasın, rahatlık ihtiva eden nice ürün hazırken, neden vücudumuzdaki girinti ve çıkıntıları sergiliyoruz? Giyilmesine karşı değilim, giyim sebebine ithafen söylenen yalanlara karşıyım. Çıkıp biriniz şöyle dese amenna. ''Ben, Allah'ın tasarım becerisinin insandan gizlenmesinin günah olabileceğini düşünüyorum. Bu konuda endişem var'' deseniz, haklılığınızı verir ve şikayet etmem.


Kadına bakmanın bir ölçüsü olabilir ve biz bunu bilmiyoruzdur. Kadın pekâlâ safiyane niyetlerle erkeklerin dikkatini çekmek istiyor olabilir. Bu yüzden kısmi çıplaklık içeren bir giyim tercih edebilir. Erkeklerin kendisine belli bir ölçüde bakmasını ama işin taciz aşamasına gelmeden bırakmasını da temenni eder. Sorun şu ki, bizim öküz modumuz aktive edildiğinde makul bir bakışla hayvan gibi bakış arasındaki farkı ayrımsayamıyoruz. Dolayısıyla bakışın dozu her an kaçabilir. Sonuçta hem kadın hem erkek teoride masum gözüküyor.

 Bu güzel tespitimden sonra (Uğur'un egosu işte, ne yaparsın) uygulamadıki aksaklığa bakalım.

Mademki erkek denilen malzemenin bakma ölçüsü konusundaki yetenekleri sınırlı, hafif göz ucuyla beğeni ifade eden ama taciz etmeyen bakışı kullanmayı çoğunlukla beceremiyor. Mademki o hassas ölçünün kaçma potansiyeli var. Kabul edip ona göre davranış modeli geliştiren tek bir kadın olamaz mı? Bakış dozu konusunda beceriksiz hayvanlarla dolu dünyada ya o bakışlara razı olacaksın, ya da dekoltenin ayarını kısacaksın. Ama ne yazık ki şuraya geliyoruz. ''Ben göstereceğim, sen bakmayacaksın. Şayet bakarsan seni sosyal medyaya sapık diye tanıtacağım''


Bakın, erken fikirlerin hepsinin bir şekilde cezalandırıldığının farkındayım. Herkesin mongol olduğu dönemde dünya yuvarlaktır dersen belanı bulursun. Bunu bilmeme rağmen söylüyorum; Bundan 50 yıl sonra ''Erkeklere seçme ve seçilme hakkı verilmesin'' başlıklı tartışmalar yapıyor olacağız. Pozitif ayrımcılık gereği, daha iyi bir dünya için saldırgan insan cinsinin siyasetten uzaklaştırılması iyi bir fikir gibi görülebilir. Bugün için masum olan kadının kayrılması fikri, kayrılacak konu bulunamadığında erkeğin baskılanması fikrine evrilecek. Benden söylemesi...


Daha çok ara sokağa girer, buraya satırlar eklerim. Ama denize gitmeyi uygun buluyorum.

Okyanusun ortasındayız ve gemi batıyor. Birkaç tane filika var ama filikaların hepsi de dibinden delinmiş durumda. Belli ki, onlar gemiden önce batacaklar. Buna rağmen, sırf kahramanlık olsun diye ve iş yapıyormuş gibi gözükmek isteyen müptezel kaptan bağırıyor. ''Önce kadınlar ve çocuklar''



Baybiş.




1 yorum:

  1. Tek kelimeyle mükemmel. Tek katılmadığım kısım kadın cinsinin erkekleri ''Erkeklere seçme ve seçilme hakkı verilmesin'' kadar baskılayacak otoriteye sahip olacaklarını düşünmüyorum. Onlar için feminazi en fazla yazdığın gibi ciyaklayıp, bir de bir kaç pozitif ayrımcılık elde etmenin ötesine gidemez. Çünkü kadınların geneli küçük hesapların insanıdır. O kadar büyük oynayamazlar

    YanıtlaSil